İran’ın stratejik hafızası Ali Laricani’nin öldürülmesi, bölgedeki savaşın seyrini geri dönülemez bir noktaya taşıdı. ABD ve İsrail’in "lider kadroyu tasfiye" stratejisi, halk nezdinde beklenmedik bir kenetlenmeye yol açıyor. Havadan müdahaleyle sonu
Orta Doğu, 28 Şubat’tan bu yana tarihinin en karanlık ve belirsiz dönemlerinden birini yaşıyor. İran’ın hem entelektüel hem de siyasi dengesi olarak kabul edilen Ali Laricani’nin, dün gece gerçekleşen İsrail hava saldırısında hayatını kaybetmesi; Washington ve Tel Aviv’in "kafa koparma" (decapitation) stratejisinin son halkası oldu. Ancak sahadaki gerçekler, bu iki aktörün askeri planlarıyla her zaman örtüşmüyor.
Suikastlar ve "Ters Tepki" Mekanizması ABD ve İsrail, Laricani gibi kilit isimleri saf dışı bırakarak Tahran yönetimini felç etmeyi ve bu kaosla halkı bir isyana sürüklemeyi hedefliyor. Fakat bölge sosyolojisi başka bir gerçeği haykırıyor: Dışarıdan gelen bu suikastlar, İran halkı içerisindeki tüm ideolojik ve siyasi çatlakları dondurarak devasa bir "milli savunma" hattı oluşturuyor. Öldürülen her lider, rejim için bir zafiyet değil, halkın öfkesini diri tutan bir "şehadet" anlatısına ve toplumsal kenetlenmeye dönüşüyor.
Havanın Sınırı ve Karanın Bedeli ABD ve İsrail’in teknolojik üstünlüğü, İran’ın en korunaklı noktalarını vurmaya yetebilir. Ancak askeri doktrinler şunu söyler: Sadece havadan saldırarak bir yönetimi devirmek veya bir halkı teslim almak imkansızdır. Rejimi tamamen bitirmek için gereken "kara harekatı" ise her iki ülke için de bir intihar senaryosu. Milyonlarca kişilik düzenli ordu ve milis gücüne sahip, coğrafi olarak sarp bir İran’a asker çıkarmak; ABD’nin Vietnam veya Irak’ta yaşadığından çok daha ağır bir bedel ödemesi demek. Washington ve Tel Aviv kamuoyunun, binlerce askerin tabutlarla döneceği bir kara savaşını ne kadar süre göze alabileceği ise en büyük soru işareti.
Stratejik Sabır mı, Yıpratma Savaşı mı? Bu tablo, savaşın çok uzun ve sancılı bir "yıpratma sürecine" evrileceğini gösteriyor. ABD ve İsrail, İran’ın "aklına" saldırırken, farkında olmadan İran’ın "kalbini" sertleştiriyor. Havadan yağan füzelerin hükümeti düşürmeye yetmediği, karaya inmenin ise felaketle eşdeğer olduğu bu denklemi ABD ne kadar sürdürebilir? Zaman, belki de en çok bu saldırgan ittifakın aleyhine işliyor.
Nullam eu orci vitae sem varius aliquet. Nulla facilisi. Sed eget dui justo.
İsim Soyisim
Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Phasellus finibus consectetur ipsum, eu lobortis odio accumsan nec.